| |||||||||||
| |||||||||||
|
| |||||||||||
HABER ARA7.SAYI REKLAM VERENLER6.SAYI REKLAM VERENLER5.SAYI REKLAM VERENLER4.SAYI REKLAM VERENLER1.SAYI REKLAM VERENLER3.SAYI REKLAM VERENLER2.SAYI REKLAM VERENLER |
Vizyondaki global şirket trendleri
Dünya çok hızlı bir değişim süreci yaşamaktadır. Bu hızlı değişim süreci haklı olarak teknolojik gelişimlerin süratini ve bu değişimlerin algılama–hissetme sürecini de hızlandırmaktadır. Ekonomik, siyasal, kültürel bu değişimler globalleşen dünyada aktif rol almak isteyen her kurum veya kişinin yol haritasını belirlemede bu realitelerin iyi okunabilmesine bağlıdır. Fakat dünyadaki her alandaki olumlu–olumsuz bütün gelişmeler Türkiye'nin önemini biraz daha artırmakta, Türk firmalarının dünya klasmanında şirket olmalarına pozitif katkı sağlamaktadır. Türk firmalarının global oyuncu olmaya hazırlıklı olmaları gerekmektedir.
Türkiye'deki şirketlerin % 96 sı aile ve patron şirketleridir. Bu tarz yapıların kardeşler arasındaki ilişkiler, organizasyon yapısındaki konumları, iş süreçleri, görev tanımları, 2. ve 3. neslin şirketteki statüleri belirlenmediğinden potansiyel problem tetikte beklemektedir.
Oysa ki, dünyanın hızlı gelişimi karşısında gerekli tedbirlerini almayan, kurumsallaşamamış firmalar hem iş ilişkilerinde zorluk yaşamakta hem de sorunlar ortaya çıktığında bu sorunlarla nasıl baş edeceğini bilememekte ve bu sorunlar kendilerine yüksek maliyetler ortaya çıkartmaktadır.
Ülkemizde işletmeler genel olarak şirket yapıları itibariyle kurumsallıktan uzak bir görünüm ortaya koymaktadır. Bu durum işletmelerimizin dış dünya ile rekabetinde zorluklar ortaya çıkarmakta, olmaları gereken yerden daha geri mevkilerde olmalarına sebebiyet vermektedir. Günümüzde artık kurumsallaşmak bir lüks değil bir zorunluluk olarak kendini hissettirmektedir. Kurumsallaşmak ise işletmemizin şirket yapısının uluslararası normlara göre yapılanmasını gerektirmektedir.
İşletmeler için kurumsallaşmada temel sorun kurumsallaşmanın zorluğundan çok işletme sahiplerinin yani patronların zihniyet değişikliğine hazır olmamaları ya da zihniyet değişikliğine direnmeleridir. Eğer ki işletme sahipleri yani patronlar zihni değişikliğe hazır iseler artık o işletmeler için kurumsallaşmak adına yolun yarısı alınmış demektir.
İnanıyorum ki, işletmelerimiz artık bu zihniyet değişikliğinin bir zorunluluk olduğunu anlayacak ve gerekli adımları atacaktır. Türk insanı dünya ölçeğinde değişime en yatkın millet olarak ortadadır. İşadamlarımızın bugün yurt dışında çanta elinde ülke ülke gezerek adeta gezgin haline gelmesi de insanımızın değişime ve gelişime ne kadar açık olduğunu göstermektedir.
İşletmelerimizin–şirketlerimizin kurumsallaşması açısından en önemli unsurlarından biri de profesyonel destek almaları gereğidir. Ticari hayatta varlığını sürdürmek isteyen işletmeler hem şirket içi yapılanmalarında (personel idaresinde, işçi–işveren ilişkilerinde) hem de dış ilişkilerinde (alım–satım işlemlerinde, hizmet alımlarında gibi) yapacakları işlemlerden önce işin ehlinden yani uzmanından profesyonel destek almaları bu destekler alınmadan yapılacak işler sonrasında ortaya çıkacak sorunların işletmeye vereceği maliyetten çok daha az maliyeti olacaktır. Aksi halde, profesyonel destek almadan yapılan işler sonrasında ortaya çıkan sorunlar karşısında işletmeler sadece büyük maddi sorun yaşamakla kalmamakta ticari itibarını kaybedecek konumlara düşmektedirler. Yaşanmış örnekler acı birer vakıa olarak arşiv kayıtlarında mevcuttur.
Bu arada en önemli hususlardan biri de kurumsallaşmanın toplumumuzda yanlış anlaşılmasıdır. Kurumsallaşma patronun işi profesyonellere devredip, şirket işleyişinden elini ayağını çekmesi demek değildir. Kurumsallaşma alanında uzman kişilerin şirket menfaatleri adına doğru yönlendirilmesi, onlardan istifade edilmesi, patronun detay işleri alt ekibine iyi aktarıp raporlarla yönlendirmesi kendi ihtisas sahasına uygun şirket stratejilerini belirlemede etkin rol oynama zamanına ulaşmasıdır.
Bu bağlamda şirketler, anayasalarını oluşturmalı, organizasyon yapıları ve iş süreçlerini netleştirmeli, öz sermayeleri güçlü, aile bireylerinin ayrılıp küçülmelerin yaşanmadığı, yeni nesillerin zarar vermeden şirkete entegrasyonunun sağlandığı, ticari konseptin her noktasında mevzuata uygun proaktif (geleceği planlayıp yönetebilen) olmalıdırlar.
Sonuç itibariyle İşletme sahiplerine önerim şu olacaktır; Öncelikle kurumsallaşmanın gerçekleştirilmesi zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu zorunluluk zaman kaybedilmeden kabul edilmeli ve gerçekleştirilmesi içinde uzmanından profesyonel destek mutlaka alınmalıdır. Yine işletme sahipleri sorunlar ortaya çıktıktan sonra değil de işler normal yürürken yapacakları tüm işlerde atacakları tüm adımlarda uzmanlık gerektiren hususlarda uzmanından (hukukçu, mali müşavir, yönetim uzmanı gibi) mutlaka yardım almalıdırlar. İyi bir gelecek bizi beklemektedir, bu trendde yerimizi alalım.
Kıymetli okurlarımıza işlerinde başarılar dileğiyle..
Bu haber 151 defa okunmuştur.
|
||||||||||
| |||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu Kurulum:Engin Güney Yayınlayıcı Firma:İkia Tanıtım Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||